Bir işkencedir yokluk ve adına hayat dediğimiz bir zorunluluğu yaşatır bize. Korkutucu olan yokluk değildir: yok olmaktır. Her insanın hayalidir ölümsüzlük, gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal. Ömür ise bir serap gibi çabucak geçip gider. Yaşamaya sürgün edilmişken insan, aptalca hayal kurar ölümsüzlüğü düşünerek. Yaşadıkça -yaşlandıkça- ölmekte olduğunu düşünmez; hiç aklına getirmez ölümü. Oysa insanın ödülü ölüm değildir: yokluktur en başından beri.
Ama var olmakla tanıştığı için aklına hiç getirmez yokluğun üzerine yapışıp kaldığını. Var olarak yola düşüp yokluk denilen yolculuğa doğru yelken açar. Yaşarken, bilmeden ölümü nasıl sırtında taşıyorsa yokluğunu da götürür kendisiyle birlikte. Oysa yokluğun gölgesidir yalnızlık. Yalnız kaldığında farkına varır insan birgün yalnız yok olacağının. "Birlikte yaşa yalnız öl" sözü kulaklarında çınlar durur.
Artık yalnızlık ölümdür, ölüm ise yokluk. Bu yüzden yalnızdır insan dünyaya geldiği ilk günden beri. Ölüme değil yalnızlığa sürgün edilmiştir ve bu sürgün ancak yoklukla ödüllendirilebilir.
Her hayatın ödülüdür yokluk. Her hayat yalnızlıkla beslenir ve yoklukla son bulur.
Ağa takılan balık gibi yalnızlık ağına takılır insan. Kurtulmaya çalıştıkça her yanını sarıp sarmalar yalnızlık. Hayatın yalnızlığından kurtulmaya çalışan insan, sonu şimdilik bir bilinmez olan, ölüme doğru yol alır. Adına yaşamak denilen yalnızlık yolculuğu tek başına yapıldığı için, çoğu kez tadına varamaz insan yaptığı yolculuğun. Amacı varmak istediği yere bir an önce ulaşmaktır. Yokluğa doğru yol aldığının farkında değildir. Kendinden önce göçüp gitmiş insanların öyküleri de örnek olmaz insanoğluna.
Çoğu zaman acelecidir insan. Yalnızlıktan kaçmaya çalıştığında arkasında yarım kalmış bir rüzgar bırakır. Kendi yarattığı rüzgardan etkilenir, neredeyse kendi gölgesinden kaçmaya çalışır: yalnızlıktan...
Gölgesini arkasında bıraktığı gün yolun sonuna geldiğini anlar çaresizce. Yalnız başladığı yolculuk yalnızlıklar içinde devam etmiş, yalnızlıktan kaçmaya çalışmış ve yolculuğun sonuna geldiğinde ise mutlak yalnızlıkla başbaşa kalmıştır.
Denilebilir ki yalnızlık yokluğun yaşanabilir halidir insan için; ölümün vücut bulmuş hali. Yalnızlığı yaşarken ölümü yaşar insan.
Yaşamak ölmektir yalnız insan için. Yalnız insan yaşamıyordur, ölüyordur aslında.
Yalnız insan için tek yaşanılabilir olan yokluktur.
Ama var olmakla tanıştığı için aklına hiç getirmez yokluğun üzerine yapışıp kaldığını. Var olarak yola düşüp yokluk denilen yolculuğa doğru yelken açar. Yaşarken, bilmeden ölümü nasıl sırtında taşıyorsa yokluğunu da götürür kendisiyle birlikte. Oysa yokluğun gölgesidir yalnızlık. Yalnız kaldığında farkına varır insan birgün yalnız yok olacağının. "Birlikte yaşa yalnız öl" sözü kulaklarında çınlar durur.
Artık yalnızlık ölümdür, ölüm ise yokluk. Bu yüzden yalnızdır insan dünyaya geldiği ilk günden beri. Ölüme değil yalnızlığa sürgün edilmiştir ve bu sürgün ancak yoklukla ödüllendirilebilir.
Her hayatın ödülüdür yokluk. Her hayat yalnızlıkla beslenir ve yoklukla son bulur.
Ağa takılan balık gibi yalnızlık ağına takılır insan. Kurtulmaya çalıştıkça her yanını sarıp sarmalar yalnızlık. Hayatın yalnızlığından kurtulmaya çalışan insan, sonu şimdilik bir bilinmez olan, ölüme doğru yol alır. Adına yaşamak denilen yalnızlık yolculuğu tek başına yapıldığı için, çoğu kez tadına varamaz insan yaptığı yolculuğun. Amacı varmak istediği yere bir an önce ulaşmaktır. Yokluğa doğru yol aldığının farkında değildir. Kendinden önce göçüp gitmiş insanların öyküleri de örnek olmaz insanoğluna.
Çoğu zaman acelecidir insan. Yalnızlıktan kaçmaya çalıştığında arkasında yarım kalmış bir rüzgar bırakır. Kendi yarattığı rüzgardan etkilenir, neredeyse kendi gölgesinden kaçmaya çalışır: yalnızlıktan...
Gölgesini arkasında bıraktığı gün yolun sonuna geldiğini anlar çaresizce. Yalnız başladığı yolculuk yalnızlıklar içinde devam etmiş, yalnızlıktan kaçmaya çalışmış ve yolculuğun sonuna geldiğinde ise mutlak yalnızlıkla başbaşa kalmıştır.
Denilebilir ki yalnızlık yokluğun yaşanabilir halidir insan için; ölümün vücut bulmuş hali. Yalnızlığı yaşarken ölümü yaşar insan.
Yaşamak ölmektir yalnız insan için. Yalnız insan yaşamıyordur, ölüyordur aslında.
Yalnız insan için tek yaşanılabilir olan yokluktur.


















