Seni gördüğümde anladım, gözlerin benim mezarım olacaktı. Buluşma saatinden önce gelmek istemiştim, savunma mekanizmalarımı çalıştırmak için. Seni gördüğümde çoktan gelmiş olduğunu fark ettim. Savunma vaziyetini alalı epey bir zaman olmuştu. Sana doğru yürürken gözlerimiz buluştu, acaba sinemada ne var diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bana gülümsedin, ben de sana doğru yürümeye devam ettim. İçime derin bir nefes çekip tutmaya başladım; acaba hangi film oynuyordu?
Yürekten bir merhaba mıydı ilk söylediğin söz yoksa ben mi öyle hatırlıyorum, bilmiyorum. Karşına oturduğumda kokun çarptı yüzüme doğru: çok güzel kokuyordun. İlk buluşmanın şerefine olsa gerek, diye düşündüm. Ne konuştuk, ne anlattık hatırlamıyorum. Eminim senin dün gibi aklındadır.
Ne kadar geç kalmıştık birbirimize, aslında geç kalan ben değildim, sen erken gelmiştin erken doğum yapan bir kadının telaşı içinde. Ellerine baktım, parmaklarına… Ömrümün sonuna kadar kalbimi avucunda tutacak olan parmaklara… Ya da ben öyle zannediyordum, kendi kendimi avutmakla meşguldüm. Yüreğim pencerene konan bir güvercindi sanki, durmadan kanat çırparken, uçup uçmamak arasında tereddüt ediyordu ve sen bu tereddütü okuyordun gözlerimden. Gözlerim bir ipucu ararken yüzünde, aklım acaba diyordu, yine mi uçurumdan aşağı düşürecektim kendi kendimi?
Birlikte içtiğimiz sigara ciğerimin köşesini yakıyorken anlamsız bir bakış attım o güzelim saçlarına. Uzun ve güzel kokan saçlarına. Kedi, dedim içimden kendi kendime. Kedi bu! Tam bir kedi! Biliyor musun ben kedileri hiç sevmem. Nefret etmem ama yine de hiç sevmem. Korkarım kedilerden, ne yapacakları belli olmaz. Severken tırmalarlar insanı, bencildirler ve ben bencil aşklardan usanmış durumdaydım.
Akıcı ve duraklamadan konuştuğunu fark ettim. Bense noktalama işaretlerini bol keseden savurmakla meşguldüm. Meydan okuyordum hayata ve sana. Sen benim için ne ilk ne de sondun. İlacını şaşmaz bir şekilde içen kalp hastasının hassasiyetiyle anladım ki sana giden bütün yollar kapalıydı. Kar altında kalmıştın ve benim yollarını açacak gücüm yoktu. Kim kar yağdırmıştı yollarına, kim girmişti çocuksu yüreğine? Hangi kapılar yüzüne kapanmıştı? Bile bile ölüme nasıl gitmiştin?
İşte tam o anda, hayatına giren tüm erkeklerden nefret ettiğimi hatırlıyorum. Hakları yoktu seni bu kadar incitmeye, öldürmeye. Oysa ben de çok insanın kanına girmiştim, anlamıştım; senin kötü diye bildiğin her şeyin toplamı ben ediyordum. Sana anlatılan her masalın sonundaki kötü ve çirkin kahraman bendim. Ömrünü adadığın bütün güzel ve yüksek şeylerin tecavüzcüsü, genç kızlık hayallerinin hırsızı, çeyizlerini kirleten adam, lanet ettiğin şeytan bendim. Ya bana iman edecek ya da benimle birlikte cehenneme gidecektin. Kalbini çok kırmışlar, biliyorum. Sana ait kutsal ne varsa değersiz kılınmış, biliyorum. O kadar yanmışsın ki acı, içtiğin şarap olmuş, doymamışsın ve içmeye devam etmişsin. Yeryüzünde bir cehennem yaratmışsın hayatına girmek isteyen erkeklere. Altını sürekli günahlarınla beslemişsin ateşin. Ateşe düşmüşken azraili olmuşsun seni kirletenlerin.
Tam da o anda beni görmüşsün, çaresiz ve kimsesiz beni. İşte demişsin, hayatımdaki bütün günahların sorumlusu. İhanet edenlerin Tanrısı olan, şeytanın gör dediği beni görmüşsün. Cehennemi yuva etmişken kendime, seni görmüşüm son anda sırat köprüsünde yürürken. Eğer beni öldürürsen, hayatındaki bütün kötülükleri içime çekerim. Çocukken eline batan dikeni kalbime sokar, en çok sevdiğin sevgilinden ayrılmana sebep olan bütün ihtimalleri bedenimde toplarım. Bütün günahlarını üzerime alırım, bugüne kadar akmış bütün gözyaşlarını içerim bir dikişte. Bütün hayal kırıklıklarının mimarı ben olurum. Bütün kabuslarının başrol oyuncusu, bütün hastalıklarının virüsü, bütün uykusuzluklarının karabasanı, bütün yorgunluklarının sebebi ben olurum. Yarım kalmış kadehindeki kir, söylemediğin şarkının namesi, doğmamış çocuklarının katili ben olurum.
Yeter ki öldür beni! Öldür beni ey sevgili! Öldür ama benimle birlikte öl! Birlikte doğalım yeniden. Hesaplaş artık hayatla, geçmişinle ve benimle.
Öldür beni gözümün nuru! Ben seni öldüremem ama yanında olurum sen kendini öldürürken. Öldür bizi yeniden doğalım birlikte!
Yüzünde acı bir gülümsemeyle yatağından uyanırken başucunda duran kitabın kıvrılmış sayfasını fark etti ve söylendi kendi kendine: canım çok acıyor ve senden başka yaramı saracak başka bir kimse olamaz. Ama bilmelisin ki beni aramaya başlamadan önce kendi kendini bulmalısın. Yakmalısın kendi kendini ateşinle, küllerinden yeniden doğmalısın benimle birlikte.



