11 Temmuz 2011 Pazartesi

Aşk yer altında artık



Aşk yer altında artık.

Kocamış güvercinler savunuyor artık beni.

Seni aradığım dipsiz kuyularda, seni değil kendi yüzümü görüyorum. Uykularım yarım kalırken, yarım kalmış aşkına inat, şeytandan bir gün daha çalıyorum. Kendini buldukça beni kaybediyorsun. Okuduğun kitaplarda arıyorum seni, yarım bıraktığın şiirlerde. Düşüncelerini işgal edebilmek için kendimi pazarlıyorum Azrail’e. Boşalmış kadehlerde arıyorum seni, söndürdüğüm sigara izmaritlerinde. Geçmişinde olmadığım gibi geleceğinde de olmayacağım, biliyorum; sadece bir gülümseme olacağım beni meze edeceğin aşklarında. Sesin kulaklarımda çınlarken benden ne bir ses ne de bir nefes kalacak teninde. Belki de evinde bir çiçek, bir koku olacak zavallı serseri yüreğim. Canın sıkılacak, kahredip yalnız kalmayı seçeceksin insanların kalabalığında. Seni bu mahşerden kurtarmak isteyen bir tren olacak sözlerim. Senin istasyonuna çok geç kalmış bir tren olacağım sevgilim… Her hüzünlü aşk hikayesinde mutlaka bir tren vardır derken hayatımda bir kere trene bindiğimi hatırlayacağım cenazemi kaldırırken. Nasıl bilirdiniz? Aşıktı zavallıcık, seviyordu… Gömün o halde aşkına yanayım!

Belimden düşen bir pantolondu aşkım sana, üzerime bir beden bol geldi ama kıçım görünüyordu. Sen kıçıma bakıyordun ve gülüyordun bütün doğallığınla. Oysa sevdiğin adamların hiçbirinin kıçı görünmemişti pantolonlarının altındayken bedenleri. Bense siper etmiştim gövdemi aşkıma kutsal kalacağına inanarak kalan ömrümde. Aklım bir karış havadayken kim düşünecekti ki kıçımın açıkta kalacağını. Oysa ben sadece seni sevmişken, sana iman etmişken, bilemezdim aşkımın sende kıyas götüreceğini.

Aşık adam kıyaslamazdı sevdiği kadını başkalarıyla, sadece iman ederdi sevdiğine ve inanırdı. Ben de inandım Tanrı’ya inanmadığım kadar sevdiğime. Oysa sen Tanrıtanımazdın; inandığın tek Tanrı kendi kendindi ve ben senden peygamberlik beklerken aşkının şeytanı olduğumu gördüm, şaşmaz tırpanı boynumu koparırken Azrail’in: Azrail’im oldun farkında değilsin… Değildin…

Sevgilim, cehennem sınırını aştı; gönlüm her adımda yalnızlığının bilinmez duvarlarına tosladı. Seni bulmaya giderken kendimi yitirdim, seni aradığım kimsesiz sokaklarda.

Sadece bir yüz aramıştım halbuki… Gülmese de gülümseyen bir çift göz… Derinliklerinde kendimi görmesem de seni bulabileceğim. Yarım bıraktığım her kitapta, okumadığım her şiir de, gitmediğim her yolda, atmadığım her adımda hep sen çıktın karşıma.

Yok olmak sorun değil, var olamadı yüreğim kitaplığının bir rafında. Yarım kaldı, yetim kaldı sözlerim sayfasını kıvırdığın her kitapta…

Hiç yorum yok:

Ben Kim Oluyorum?

Fotoğrafım
Antalya, Akdeniz, Türkiye
He who loves the cliff, must have wings!