Bitmişse
Kızıllığını avuç avuç içtiğimiz şafaklar
Öğleler, ikindiler çoktan geçmişse
Bir akşamüstü garipliği
Sarmışsa her yeri
Güneş devrilmiş
Renkler solmuş
Sesler kesilmişse
Son kuşlar da geçip gitmişlerse ufuktan
Ve çiçekler
Bükmüşse boyunlarını dalgın dalgın
Bil ki ölüm saati gelmiştir
Senden uzak, kendimden uzak
Tüm umutlardan ve her şeyden uzak
Ben ölmüşümdür uzaklarda bir yerde
Gövdesini kurtların oyduğu
Bir ağaç gibi devrilmişimdir
O anı sen bileceksin herkesten önce
Herkesten iyi sen anlıyacaksın
Çaresizliğini, yıkılmışlığını
Sevdiğin adamın
Ve seni nasıl sevdiğini
Duyacaksın derinden derine
Belli belirsiz
Bir gölge düşecek gözlerine
Fakat ağlamıyacaksın, ağlamıyacaksın
Sen tek gelinim, sen tek kadınım
Sen güzelim, nazlım, bebeğim
Kadersizim sen
Gülerken ağlayanım, ağlarken gülenim
Varlığım, nedenim, alınyazım benim
Elbette ağlamıyacaksın
Çünkü sonsuzluklar
Sonsuz sevenler içindir
Çünkü ölüm
Sevmeyi ve ölmeyi bilenler içindir.
Sahip olmamak en büyük mutluluktur, reddetmek ise en güçlü erdemdir. Sabır bunların şeytanı ölüm ise mezar taşıdır.
23 Temmuz 2012 Pazartesi
Ölümdü O
Ölümdü o, beni aldatmayın
Soğuk nefesiydi yüzümde duyduğum
Öyle sessizce öldüm ki defalarca
Hiç bir zaman anlaşılmadı yokluğum
Hayatın omuzunda bir yük olduğu
Nice yalnız geceler, nice akşamlar
Tanrı biliyor ya kaç kere öldüğümü
İnandım ölüme, aşka inandığım kadar
Satır satır yaşadım yazdıklarımı
Ne saadetin ne güzel günün şairiyim
Kimse acımasın bana, istemem
Ben aşkın ve ölümün şairiyim.
Soğuk nefesiydi yüzümde duyduğum
Öyle sessizce öldüm ki defalarca
Hiç bir zaman anlaşılmadı yokluğum
Hayatın omuzunda bir yük olduğu
Nice yalnız geceler, nice akşamlar
Tanrı biliyor ya kaç kere öldüğümü
İnandım ölüme, aşka inandığım kadar
Satır satır yaşadım yazdıklarımı
Ne saadetin ne güzel günün şairiyim
Kimse acımasın bana, istemem
Ben aşkın ve ölümün şairiyim.
Yaşayan Ölü
Bir ölü gelecek evine yarın
Gözlerinde yarım kalmış arzular
Dalıp hayaline hatıraların
Duracak kapında sabaha kadar
Duyunca kapının çalındığını
Korkulu gözlerle dışarı bakma
Bütün odaların yak ışığını
Bir benim kaldığım odayı yakma.
Siyahlar giyin de pencereye çık
Aç kapıyı korkma yabancı değil
Bir ölü ki yaşıyor, gözleri açık
Ölüm seni sevmekten acı değil
Aradı bu ölü hayatı sende
Öldü artık, sevsen de sevmesen de
Gözlerinde yarım kalmış arzular
Dalıp hayaline hatıraların
Duracak kapında sabaha kadar
Duyunca kapının çalındığını
Korkulu gözlerle dışarı bakma
Bütün odaların yak ışığını
Bir benim kaldığım odayı yakma.
Siyahlar giyin de pencereye çık
Aç kapıyı korkma yabancı değil
Bir ölü ki yaşıyor, gözleri açık
Ölüm seni sevmekten acı değil
Aradı bu ölü hayatı sende
Öldü artık, sevsen de sevmesen de
ÖLÜM GELECEK VE SENİN GÖZLERİNLE BAKACAK
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak -
sabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
Bir boş söz, bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
Böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizler de öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.
Herkese bir bakışı var ölümün.
Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
Bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
O derin burgaca ineceğiz sessizce.
C. P.
21 Temmuz 2012 Cumartesi
Ve bana öldür dedi
Ey benim yüzü
hüzünlü sevgilim
Dilim sensizken
yokluğunu yutkunuyor
Sen bana
darıldığında gözüm yere bakıyor
Yol olsam diyorum
keşke yok olmasa
Senin sesin
yankılanırken evinde
Ben sürgünüm
biliyor musun
Sana sitem edecek
nefesim yok ki
Olsa da ne diyeyim
Gönlünün geç
kalmış baharına
Bir sürgün çiçeği
gibi
Susuz kalmışım ne
bileyim
Gölgen vururken
odanın camına
Kaç kere saydım
acaba gölgeni
Hergün seni
beklerken
İntihar etmiş
şairler
Benimle
birlikteyken
Bir yol aradım
durdum
Nazımla nesir arasında
Sıkıştım kaldım
Gel gör ki ne
deneme ne de bir öykü
Saçmalarımın
özeti
Saçına değen
dudaklar
Göğsünde
büyüttüğün heceler
Keşke bana
gelseydiler
Bir de ıslak
gözlerin koynuma
Girseydiler ben
geç kalmadan
Yaşlanmadan seni
bulabilseydim
Yatağımın
başucunda sayfası yırtık bir kitap
Gibi öpüp
okşasaydım o güzelim kederlerini
Canımın içi
Canımın sağ
köşesi
Bir bilebilseydim
kaynağını hüzünlerinin
Dokunabilseydim
yokluğunda ellerine
Terlemiş, nasır
tutmuş o yorgun ellerine
Açabilseydim bir
sayfa daha
Uykunun
eşiğindeyken nefesin
Bir ninni daha
okuyabilseydim
Kendini bana
vermişken usulca
Yüreğinin
demirleşmiş kuytusuna
Su verebilseydim
keşke
Ne kadar da çok
koşullu cümlelerim
Sana geliyorken
Seni seviyorken
Sen de kalmışken
Senden gelmişken
Ey ki sen
Bir bilsen
Seni ne çok
sevdiğimi
Ama daha çok
sensizken
Ve de sarhoşken
tamdı cümlelerim
O yeşil gömleği
giyerken
Ne de uzaktı
anlamı ikimizin
Mutluluğun ve de
umutluluğun
O gün işte
intihar etmek istedim
Ben sana haber vermeden
Zorlama bir şiir
ve şair
Uzak kalmış bir
nehir
Akıyordu içime
aşkım
Gururum engel
oluyordu
Seni çok sevdim
ben diyemiyordum
Derdin ne senin
diye sorduğunda
Derdim bir iki
satır bana dair
Senin söylediğin
Ben senin acın
olamadım biliyor musun
Nereden bileceksin
ki benim seni
Yalnız yaşadığımı
sensiz saydığımı
Adımlarımı
Adım ne biliyor
muyum
Kendimi sana göre
tarif ettim
Gönlüm bir
panayır
Senin gelmeni
bekliyor dört gözle
Acılar ise
okunmamış bir kitap başucumuzda
Ne yazılmış ne de
okunmuş
Bir öykü...
Gül ki beni
gördüğünde
Gözüm olsun
nefesin
Bana geç kalma
Sevgili ömrüm...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Ben Kim Oluyorum?
- Zarathustra
- Antalya, Akdeniz, Türkiye
- He who loves the cliff, must have wings!